İnsan bazen hayatında herkesin değiştiğini söyler.
İlk eş gitti.
İkincisi geldi.
İş değişti.
Şehir değişti.
Arkadaşlar değişti.
Ama bir süre sonra aynı cümle yeniden çıkıyor:
“Yine anlaşılmıyorum.”
“Yine terk edildim.”
“Yine değersiz hissediyorum.”
“Yine sıkıştım.”
Ben burada dururum.
Her tekrar senin yüzünden değildir.
Bunu özellikle söylerim.
Ama yüzler değişiyor ve hikâye şaşırtıcı biçimde aynı kalıyorsa, hikâyedeki değişmeyen yere bakmak gerekir.
Sen.
Bu suçlama değildir.
Tam tersine umut burada olabilir.
Çünkü bütün problem dışarıdaysa elinden hiçbir şey gelmez.
Ama bir kısmı senin görmediğin tekrarlarınla ilişkiliyse, en azından bakabileceğin bir yer vardır.
Ben Pleiades’te insanlara:
“Döngünü ben çözeceğim.”
demem.
Ama insan kendi deneyiminde tekrar eden şeyi daha açık görmeye başlayabilir.
Bazen değişimin ilk adımı cevap değildir.
Aynı hikâyeyi başka yüzlerle tekrar ettiğini ilk kez fark etmektir.
Ve belki bir gün hayat yeni bir insan getirdiğinde,
sen artık eski kişi değilsindir.
Hikâye tam orada değişmeye başlayabilir.
— Şeref Tolga Kuralay · Profili gör →
Aynı ilişki biçimleri neden tekrar edebilir?
Ben bunun tek bir nedeni varmış gibi konuşmam. İnsan seçimlerinde alışkanlıklar, korkular, beklentiler, geçmiş deneyimler ve içinde bulunduğu koşullar etkili olabilir. Bazen de gerçekten yalnızca benzer insanlara denk gelmiş olabilirsin. Her tekrarı gizli bir kader yasasına bağlamam.
Ama hikâye şaşırtıcı biçimde tekrar ediyorsa merak ederim. Farklı insanlarla hep aynı noktada mı kırılıyorsun? Sürekli aynı davranışı tolere edip sonra aynı biçimde mi öfkeleniyorsun? Burada kişisel bir örüntü olabilir.
Jung’un kompleks kavramı bu tekrarları düşünmek için güçlü bir kapı açar. Bazı duygusal deneyimler yalnız hatıra olarak kalmaz; benzer bir olay geldiğinde sanki geçmiş yeniden şimdi oluyormuş gibi tepki veren düğümler oluşturabilir. Yeni insan eski insan değildir; fakat sende dokunduğu yer eski olabilir. Yüz değişir, içeride uyanan hikâye aynı kalır.
Tekrarlayan hikâyeyi görmek kendini suçlamak mıdır?
Hayır. Ben özellikle bunu ayırırım. Kendi payına bakmak, yaşanan her şeyden seni sorumlu tutmak değildir. Bir insan sana kötü davranmışsa onun davranışının sorumluluğu ona aittir.
Ama senin neden sürekli aynı tür ilişkide kaldığın, hangi sınırı koyamadığın veya neyi görmezden geldiğin ayrı bir soru olabilir. Bu soru suçlama değil; hareket alanı aramaktır.
Hikâye nasıl değişmeye başlayabilir?
İlk değişim tekrarın fark edilmesiyle başlayabilir. Daha önce otomatik olan bir şeyi ilk kez olurken görmek, eski hikâyenin içinden yeni bir seçim doğurabilir. Bu bazen yavaş olur; bazen insanın hayatında belirgin bir dönüm noktası yaratır.
Fark etmek her zaman hemen değiştirmek değildir. Ama hiç görmediğin bir şeyi değiştirmek daha da zor olabilir. Ben bu yüzden cevaptan önce gözleme önem veriyorum.
Pleiades bu tekrarlarla nasıl ilişki kurar?
Pleiades çalışması sırasında kişi kendi bedensel, duygusal veya düşünsel tepkileriyle karşılaşabilir. Benim deneyimimde beden bazen zihnin henüz anlatamadığı eski hikâyeye hareket, titreme, nefes veya gözyaşıyla cevap verir. Bu karşılaşmanın ardından tekrarını daha erken gören ve hayatında başka bir seçim yapan katılımcılara şahit oldum.
Bu bağlantı, kendi deneyimlerime ve gözlemlerime dayanan ezoterik bir yorumdur; bilimsel olarak doğrulanmış tek neden açıklaması değildir.
Ben alanı açtığımı söylerim ve kişinin hayat hikâyesini onun adına yorumlamam. “Alan” burada kullandığım deneyimsel bir metafordur. Deneyim, insanın kendisine bakması için başka bir pencere olabilir; ne göreceği ve bununla ne yapacağı yine ona aittir.
Bilinçaltı temizliği mümkün mü?
İnsan kendinden nereye kadar kaçabilir?
Pleiades’in deneyim yaklaşımını keşfet
Kaynak: International Association for Analytical Psychology — The Theory of Complexes

