Bir çiçeğin kokusunu yüz sayfa okuyabilirsin.
Kimyasal yapısını öğrenebilirsin.
Hangi molekülün hangi kokuyu oluşturduğunu bilebilirsin.
Ama çiçeği burnuna yaklaştırdığın anda bütün o bilgi başka bir yere geçer.
Artık bilmiyorsun yalnızca.
Yaşıyorsun.
Ben bilginin karşısında değilim.
Tam tersine, öğrenmeyi severim.
Fakat insanın en büyük yanılgılarından biri, bir şeyi anlayınca onu yaşadığını sanmasıdır.
İlişkiler hakkında yüz kitap okur.
Yine aynı ilişkiye girer.
Öfke hakkında konuşur.
Öfkelendiğinde bildiklerinin hiçbiri aklına gelmez.
Meditasyonu anlatır.
Ama yalnız kaldığında kendi zihninin karşısında duramaz.
İşte bilgi ile deneyim arasındaki görünmez mesafe burada.
Pleiades’te benim ilgimi çeken şey de buydu.
Ben insana bir bilgi daha yüklemek istemedim.
“Bunu da bil” demek yerine:
“Biraz da bak.”
demek istedim.
Çünkü deneyim sana her zaman yeni bir bilgi vermeyebilir.
Bazen seni bilgiye ihtiyaç duymadığın bir ana götürür.
Çiçeğin kokusunu yaşadığında artık kokunun doğru olup olmadığını tartışmazsın.
Ama dikkat:
Deneyim yaşadın diye onun mekanizmasını bildiğini de sanma.
Benim için olgunluk ikisini ayırabilmek.
Yaşadığını inkâr etmemek.
Ama yaşadığın şey hakkında bilmediğini de kabul edebilmek.
— Şeref Tolga Kuralay · Profili gör →
Bir şeyi bilmek neden değişmek için yetmeyebilir?
İnsan bazen bütün cevabı zihninde taşıyor ama hayatında aynı şeyi yapmaya devam ediyor. Zararlı olduğunu biliyor, yine yapıyor. Bir ilişkinin kendisine iyi gelmediğini düşünüyor, yine dönüyor. Öfkesinin sonucunu biliyor, aynı söz söylendiğinde yine benzer tepki ortaya çıkabiliyor.
Ben tam burada “bilmek” kelimesinin sınırını fark ediyorum. Bilgi çok kıymetli olabilir ama insan yalnızca zihinsel bilgiden oluşmuyor. Alışkanlıklar, duygular, bedenin verdiği tepkiler ve yıllar içinde oluşmuş örüntüler de devrede olabilir. Bunların tek ve kesin açıklamasını bildiğimi söylemiyorum; yalnızca “biliyorum, o hâlde mutlaka değişmeliyim” denkleminin her zaman çalışmadığını görüyorum.
Deneyim neden bilgiden farklıdır?
Deneyim seni teorinin dışına çıkarır. Su hakkında ne kadar çok şey bilirsen bil, yüzmek başka bir deneyimdir. Meditasyon hakkında konuşmak ile kendi zihnin ve bedeninle sessizce oturmak da aynı şey değildir.
Ben bilgi ile deneyimi karşı karşıya koymam. Bilgi bana harita gibi gelir; deneyim ise o haritada gerçekten yürümeye benzer. Ama yürüdün diye toprağın bütün jeolojisini bildiğini de sanmam. Deneyim sahicidir; onun açıklaması ayrıca araştırılabilir.
Deneyim tek başına hakikatin kanıtı mıdır?
Benim için hayır. Bir insan bir şeyi gerçekten yaşamış olabilir, ama yaşadığı şeyin nedenine ilişkin yaptığı yorum tek mümkün açıklama olmayabilir. Bu ayrım, deneyimi küçültmek için değil; ona gereksiz kesinlik yüklememek için önemlidir.
Kendi deneyim alanımda da bu çizgiyi korumaya çalışırım. Yaşadığım şeyi inkâr etmem, fakat yaşadım diye mekanizmasını bütünüyle çözdüğümü de söylemem. Pleiades’e bakışımda da önce deneyim, sonra gözlem ve anlamlandırma gelir.
Sık sorulan sorular
Deneyim bilgiden üstün müdür?
Ben böyle bir sıralama yapmam. Bilgi ile deneyim farklı görevler görür ve biri diğerinin tamamen yerine geçmez.
Deneyim yaşamak bir inancı doğrular mı?
Tek başına hayır. Deneyimin kendisiyle ona verdiğimiz açıklamayı birbirinden ayırmayı önemli buluyorum.
Pleiades neden deneyime bu kadar önem verir?
Çünkü Pleiades’in gelişiminde önce benim yaşadığım deneyim vardı; kullandığım kavramlar ve sistem dili daha sonra şekillendi.
Pleiades nedir? Bilginin deneyime dönüştüğü yol
Meditasyon nedir? Kendinden kaçmadan oturabilmek
Pleiades’in nasıl ortaya çıktığını keşfet
Konuşma · 1 dk 58 sn
Bilmekten Olmaya | Kişiden İnsana
Şeref Tolga Kuralay, zihinsel olarak bilmekle insanın kendi deneyiminde “olması” arasındaki mesafeyi anlatıyor.

