“Kendini bil.”
Kolay söyleniyor.
Ama hangi kendini?
Adını mı?
Mesleğini mi?
Hikâyeni mi?
Çocukluğunu mu?
Sevdiğin şeyleri mi?
Bütün bunları biliyorsun.
Ama bunların hepsi değişebiliyor.
Adın değişebilir.
Mesleğin biter.
Hatıraların bile zamanla değişir.
O zaman bildiğin “sen” kim?
Ben bu sorunun cevabını verdiğimi söylemiyorum.
Zaten soru beni cevaptan daha fazla ilgilendiriyor.
İnsan kendisini tanımladığı bütün şeyleri bir anlığına kenara koyduğunda geriye ne kaldığını merak ediyorum.
Belki kendini bilmek kendine daha fazla sıfat eklemek değildir.
Sıfatlar çekildiğinde ne kaldığına bakmaktır.
Ve belki insan o yerde biraz susar.
Çünkü konuşan kişi de araştırmanın içine girer.
— Şeref Tolga Kuralay · Profili gör →
“Kendini bilmek” yalnız kişilik özelliklerini tanımak mıdır?
Ben bunu yalnız “ben şöyle bir insanım, şunları severim” seviyesinde görmem. Bunlar kendin hakkında önemli bilgiler olabilir ama hepsi zamanla değişebilir. İnsan hayatının farklı dönemlerinde kendisini farklı biçimlerde tanımlayabilir.
Benim merak ettiğim yer, bütün bu tanımların farkında olan taraf. “Ben buyum” dediğinde, o cümlenin içinde neleri dışarıda bıraktığını da düşünürüm. Bu daha çok felsefi ve ezoterik bir sorgudur; bilimsel kimlik teorisi olarak sunmam.
Kendini bilmek neden zor olabilir?
Çünkü insan kendisine baktığını sanırken çoğu zaman kendi hikâyesine bakar. Ailesinin söylediği, toplumun beklediği, kendi hakkında yıllardır tekrar ettiği cümlelerin toplamını “ben” diye taşıyabilir.
Kendine gerçekten bakmak bazen hoşuna gitmeyen tarafları da görmek demektir. Bu nedenle kendini bilmek yalnız huzurlu bir keşif değildir; bazen bildiğini sandığın kişiden şüphe etmeyi de gerektirir.
“Ben kimim?” sorusunun cevabı var mı?
Ben sana kesin bir cevap vermem. Hatta bazen sorunun kendisi cevaptan daha değerlidir. İnsan çok hızlı cevap verdiğinde yeni bir kimliğe tutunabilir.
Ben soruyu açık bırakmayı severim. Belki bütün sıfatları bir süre kenara koyduğunda kelimelerle tarif etmekte zorlandığın başka bir deneyim alanı fark edersin. Buna hangi adı vereceğin sana kalır.
Bilmek ile deneyimlemek arasındaki görünmez mesafe

