Bazen ihtiyacın olan şeyin hep başka bir yerde olduğunu düşünürsün. Başka bir ortamda, başka bir insanda, henüz öğrenmediğin bir teknikte… Oraya ulaşırsan, o kişiyle karşılaşırsan veya doğru çalışmayı bulursan içinde eksik hissettiğin şeyin tamamlanacağını beklersin.
Pleiades’te yolculuğa bir soruyla başlıyoruz: Aradığın şey kendi varlığında mevcutsa, onunla nasıl temas kuruyorsun?
Biz evrensel enerjiyi, dışarıda duran ve biriktirmen gereken bir kaynak olarak ele almıyoruz. Spiritüel yaklaşımımızda insanı bu bütünlükten ayrı görmüyor; keşfedilmeyi bekleyen potansiyelin kişinin kendi varlığında bulunduğunu kabul ediyoruz.
Çalışmalarımızın yönü de buradan doğuyor: Kendinde ne olduğunu fark etmek, bedeninin deneyimine yaklaşmak ve bu ilişkiye hayatında yer açmak.
Kendi deneyiminle arana ne giriyor?
Bir an için bedenine dikkat ver. Omuzların nasıl? Çeneni sıkıyor musun? Oturduğun yere ağırlığını bırakabiliyor musun? Bunları değiştirmeden önce fark edebiliyor musun?
Gün boyunca dikkatin pek çok yere gider. Yetiştireceğin işler, cevaplayacağın mesajlar, başkalarının beklentileri… Bedenin bütün bunların içinde seninle birlikte yaşar. Fakat ona çoğu zaman ancak bir şey seni rahatsız ettiğinde dönersin.
Bazen de bedenine dikkat verdiğinde hemen yorum başlar:
“Bunu hissetmem normal mi?”
“Daha farklı bir şey olması gerekmiyor mu?”
“Acaba doğru yapıyor muyum?”
Böylece hissettiğin şeyle birlikte, hissetmen gerektiğini düşündüğün şeyi de taşımaya başlarsın. Beklentin, deneyimin önüne geçebilir.
Pleiades’te zihinsel kalıpların etkisini bu noktada ele alıyoruz. Öğrendiğin açıklamalar, kontrol alışkanlıkların ve beklentilerin, kendi deneyimine nasıl yaklaştığını biçimlendirebilir. Spiritüel dilimizde potansiyelin pasif kalması derken, varlığındaki bir şeyin yok olmasını değil, onunla temasının geri planda kalmasını kastediyoruz.
Bu yaklaşımda zihin bir düşman değildir. Düşünmekten vazgeçmeni istemiyoruz. Düşündüklerinle o anda yaşadıklarını ayırt etmeye davet ediyoruz.
Evrensel enerji derken neyi anlatıyoruz?
Pleiades’te “evrensel enerji” ifadesi, insanı yaşamın bütünlüğü içinde ele aldığımız spiritüel çerçevenin bir parçasıdır. Kişinin bu bütünlükle bağını kendi varlığında keşfedebileceğini düşünüyoruz.
Burada kullandığımız enerji kavramını, fizikte ölçülen enerjiyle eşitlemiyoruz. Bedensel duyumların belirli bir evrensel enerji mekanizmasını kanıtladığını da söylemiyoruz. Yaşadığımız deneyimlerle bu deneyimlere getirdiğimiz yorumların ayrımını koruyoruz.
Bu ayrım bizim için değerli. Çünkü bir şeyi hissettiğinde, onun hakkında hemen kesin bir açıklamaya sahip olman gerekmiyor. Önce deneyimini tanıyabilirsin.
Nerede hissediyorsun? Sabit mi, değişiyor mu? Ona dikkat verdiğinde ne fark ediyorsun?
Kendi varlığına yaklaşmak, bazen bu kadar sade sorularla başlar.
Pleiades’te ilk adım neden aktivasyon?
Pleiades Meditasyon Sistemi, Şeref Tolga Kuralay’ın kendi bedeninde kendiliğinden ortaya çıkan deneyimleri gözlemlemesi ve bu çalışmalarını zaman içinde geliştirmesiyle şekillendi. Bu nedenle yaklaşımımızın başlangıcında deneyim ve merak var.
Pleiades uygulamalarına, Şeref Tolga Kuralay rehberliğinde gerçekleşen ilk aktivasyonla başlıyoruz. Bu temassız çalışmayı, sistemimizin diliyle, kişinin kendi enerji alanıyla ilk temasına açılan başlangıç olarak tanımlıyoruz.
Aktivasyonda rehberin sana kendi enerjisini aktarmasından değil, sende ortaya çıkan deneyime eşlik etmesinden söz ediyoruz.
Bir hareketi öğrenip tekrar etmen veya belirli bir duyumu üretmen beklenmiyor. Dikkatimizi, çalışma sırasında kendiliğinden neler fark ettiğine veriyoruz.
Bu ilk temasın herkes için aynı biçimde gerçekleşeceğini söylemiyoruz. Aktivasyonun mekanizmasına ilişkin kesin bir bilimsel açıklama sunmuyor, belirli bir deneyim vaat etmiyoruz.
Bedeninde neyle karşılaşabilirsin?
Çalışma sırasında sıcaklık, karıncalanma, titreşim, hareket etme isteği veya kendiliğinden hareketler fark edebilirsin. Daha sakin bir deneyim yaşayabilir, belirgin bir değişiklik hissetmeyebilirsin.
Burada kolayca devreye giren bir alışkanlık var: Başkasına bakıp kendini ölçmek.
“Onun bedeni hareket ediyor, benimki etmiyor.”
“O çok şey anlatıyor, ben anlatacak bir şey bulamıyorum.”
Pleiades’te hareketin büyüklüğünü ilerlemenin ölçüsü olarak görmüyoruz. Bir duyumun yoğun olması, ona verdiğimiz açıklamanın doğru olduğunu da göstermez.
Seni başkasının deneyimine yetişmeye çağırmıyoruz. Kendi yaşadığını, abartmadan ve küçümsemeden fark etmene alan açıyoruz. Belirgin bir şey hissetmediysen bunu söyleyebilirsin. Bir duyumu tarif etmekte zorlanıyorsan hemen bir isim bulmak zorunda değilsin.
Deneyimin, anlatılmaya değer olmak için olağanüstü olmak zorunda değil.
İlk temastan sonra ne oluyor?
Aktivasyonun ardından nefes, ses, meditasyon kodları ve serbest beden çalışmalarıyla uygulamaya devam ediyoruz. Bu süreçte düzen, kendi deneyimini farklı günlerde tanıyabilmen için önem taşıyor.
Bir çalışmada hissettiğini sonraki çalışmada yeniden üretmeye uğraşabilirsin. Fakat her seferinde aynı sonucu aradığında, o gün gerçekten ne olduğunu kaçırabilirsin.
Bu yüzden disiplin anlayışımızın merkezinde dikkat ve süreklilik var. Kendine zaman ayırmak, uygulamayı verilen çerçevede sürdürmek ve ortaya çıkanları gözlemlemek.
Bedenine alan açarken seçim hakkın da sende kalır. İstediğinde durabilir, ara verebilir ve soru sorabilirsin. Rehberlik, kendi sınırlarını bırakmanı gerektirmez.
Bu keşif günlük hayatında nereye dokunuyor?
Çalışma sırasında yaşadıkların kadar, sonrasında kendine nasıl baktığını da önemsiyoruz.
Bir konuşmada gerildiğini fark ediyor musun? Dinlenmeye ihtiyaç duyduğun hâlde kendini zorladığın anları görebiliyor musun? Hemen bir cevap vermek yerine, içinde ne olduğunu anlamak için durabiliyor musun?
Bunları herkesin ulaşacağı sonuçlar olarak sıralamıyoruz. Deneyiminle gündelik hayatın arasındaki ilişkiyi inceleyebileceğin sorular olarak sunuyoruz.
Çünkü kendini keşfetmek, yalnızca çalışma sırasında farklı bir şey hissetmekten ibaret değil. Hissettiklerine, alışkanlıklarına ve seçimlerine daha yakından bakmayı da içeriyor.
Pleiades’te başlangıç noktamız aktivasyon. Devamı, merakın ve kendi deneyimine ayırdığın zamanla şekilleniyor.
Dışarıda aramaya alıştığın şeye dair sana bir soru bırakıyoruz:
Kendi varlığına, bir şey bulmaya zorlamadan dikkat verdiğinde ne fark ediyorsun?

