Meditasyon çoğu sistemde dikkat eğitimiyle başlar.
Nefesi izle.
Düşünce geldiğinde tekrar nefese dön.
Dikkatini bir noktada tut.
Zihnin dağıldığında yeniden merkeze gel.
Bu yaklaşım klasik meditasyonun önemli yollarından biridir.
Fakat Pleiades aktivasyonundan sonra meditasyona giriş farklı çalışabilir.
Burada kişi her seferinde meditasyon hâlini sıfırdan kurmaya çalışmaz.
Aktivasyon seansı sırasında deneyimlenmiş olan içsel hat daha sonra yeniden erişilebilir hâle gelir.
Bu nedenle meditasyonun başlangıcında uzun bir konsantrasyon süreci, nefese sürekli geri dönme çabası veya dikkati zorla tek bir noktada sabitleme ihtiyacı azalabilir.
Kişi oturur.
Gözleri açık veya kapalı olabilir.
Bedeni rahat bırakır.
Ve daha önce aktive edilmiş olan alana yeniden geçmesine izin verir.
Pleiades meditasyonunun önemli farklarından biri burada ortaya çıkar:
Meditasyon hâli yoğun bir zihinsel çabayla oluşturulmaya çalışılmaz; aktivasyonla açılmış olan içsel düzenin yeniden devreye girmesine alan açılır.
Pleiades aktivasyonu sonrasında ne değişir?
İlk aktivasyon deneyiminde kişi kendi sisteminin gündelik bilinç hâlinden farklı bir organizasyona geçebildiğini doğrudan deneyimler.
Dikkat içeri çekilebilir.
Beden farklı hissedilebilir.
Alan algısı belirginleşebilir.
Nefes kendi ritmini değiştirebilir.
Spontan hareketler oluşabilir.
Düşüncelerin merkezî ağırlığı azalabilir.
Ya da bunların hiçbirinin belirgin biçimde olmadığı sade fakat farklı bir içsel hâl ortaya çıkabilir.
Buradaki önemli nokta belirli bir fenomen değildir.
Sistem bir geçişi öğrenmiştir.
Daha sonraki meditasyonlarda kişi her seferinde bu kapıyı zihinsel olarak yeniden inşa etmek zorunda kalmaz.
Daha çok daha önce açılmış kapıya geri döner.
Bu yüzden meditasyona giriş neden daha hızlı olabilir?
Çünkü ilk seferde bilinmeyen olan alan artık tamamen yabancı değildir.
Beden tanır.
Sinir sistemi tanır.
Dikkat tanır.
Kişi de o hâlin kendisindeki izini öğrenmiştir.
Bunu daha önce hiç gitmediğin bir yere ulaşmakla, yolunu bildiğin bir yere yeniden gitmek arasındaki fark gibi düşünebilirsin.
İlkinde sürekli yön ararsın.
İkincisinde beden yolu bilir.
Pleiades aktivasyonu sonrasında meditasyona geçiş de buna benzeyebilir.
İnsan:
“Şimdi nasıl meditasyon yapacağım?”
diye uzun bir zihinsel hazırlığa ihtiyaç duymak yerine oturur ve sistemin geçişine izin verir.
Burada dikkat tamamen ortadan kalkıyor mu?
Hayır.
Ama dikkatin işlevi değişir.
Klasik konsantrasyon çalışmalarında dikkat aktif biçimde belirli bir nesne üzerinde tutulabilir.
Nefes.
Bir ses.
Bir görüntü.
Bir beden noktası.
Dikkat dağılır.
Tekrar geri getirilir.
Pleiades meditasyonunda ise aktivasyon sonrasında bu kadar yoğun bir dikkat sabitleme çabası gerekli olmayabilir.
Farkındalık vardır.
Ama zorlama azalır.
Bu nedenle en doğru ifade:
Dikkatsizlik değil, çabasız farkındalık.
Kişi olanı fark eder.
Ama sürekli:
“Dikkatimi burada tutmalıyım.”
diye kendisini yönetmeye çalışmaz.
Meditasyon hâlini zorla üretmek neden gereksizleşebilir?
Çünkü zorlamak yeniden zihinsel kontrol oluşturur.
“Şimdi derinleşmeliyim.”
“Düşünceler azalmalı.”
“Enerji gelmeli.”
“Alanı hissetmeliyim.”
Bu cümleler kişiyi yeniden zihnin yönetim merkezine taşır.
Pleiades aktivasyonundan sonra meditasyona girişte esas hareket daha farklıdır:
Yapmak yerine izin vermek.
Sisteme alan açılır.
Ve hangi derinlikte cevap verecekse oradan devam eder.
Meditasyona nasıl başlanır?
Önce rahat bir pozisyon alınır.
Yerde oturmak zorunlu değildir.
Sandalyede oturulabilir.
Bedenin rahat fakat tamamen çökmemiş olması yeterlidir.
Omurganın doğal dikliği korunabilir.
Ama bedenin belirli bir spiritüel görüntüye uyması gerekmez.
Sonra birkaç an hiçbir şey yapılmaz.
Nefes değiştirilmez.
Dikkat zorlanmaz.
Bir görüntü kurulmaz.
Bedenin mevcut hâli fark edilir.
Ve kişi aktivasyon sırasında deneyimlediği alana yeniden geçmeye izin verir.
Burada amaç geçmiş deneyimi zihinsel olarak hatırlayıp taklit etmek değildir.
O deneyimde açılmış olan içsel hattın yeniden çalışmasına izin vermektir.
Gözler açık olabilir mi?
Evet.
Pleiades meditasyonunun önemli özelliklerinden biri budur.
Meditasyonun gözleri kapatmaya bağımlı olması gerekmez.
Gözler kapalı olabilir.
Ama açık da tutulabilir.
Gözlerin açık olması dış dünyayla temasın tamamen kesilmediği bir meditasyon hâline izin verir.
Bu önemlidir.
Çünkü nihai amaç yalnızca gözler kapalıyken içsel alana girebilmek değildir.
Dış dünya görünürken de merkezini koruyabilmek önemlidir.
Gözler açık meditasyon neden değerli olabilir?
Çünkü klasik ayrımı zayıflatır:
Meditasyon var.
Hayat var.
Pleiades yaklaşımında bu ikisinin giderek birbirine yaklaşması önemlidir.
Gözler açıkken çevreyi görürsün.
Sesleri duyarsın.
Mekân vardır.
Ama aynı zamanda iç alanınla temas devam eder.
Böylece meditasyon yalnızca dış dünyadan çekilerek oluşturulan özel bir hâl olmaktan çıkar.
Dış dünya ile temas devam ederken de içsel merkez korunabilir.
Bu, çalışmanın gündelik yaşama taşınması açısından önemli bir eşiktir.
Gözler açıkken nereye bakılmalı?
Belirli bir noktaya sert biçimde odaklanmak gerekmez.
Bakış yumuşak bırakılabilir.
Çevre görülür.
Ama herhangi bir nesne zihinsel olarak merkez hâline getirilmez.
Bir anlamda göz görmeye devam eder fakat dikkat dış dünyadaki her nesnenin peşinden gitmez.
Bu hâl zamanla oldukça doğal olabilir.
Gözler kapalı meditasyonun farkı nedir?
Görsel uyaran azalır.
Bu nedenle bazı kişiler içsel duyumları daha belirgin yaşayabilir.
Beden.
Enerji alanı.
İç görüntüler.
Sessizlik.
Spontan hareketler.
Bunlar daha kolay fark edilebilir.
Fakat gözleri kapatmak zorunlu bir derinlik göstergesi değildir.
Bazı insanlar gözler açıkken çok daha merkezli kalabilir.
Amaç belirli biçime bağlı kalmak değil, alanla temasın hangi koşullarda sürdürülebildiğini görmektir.
Nefese odaklanmak gerekir mi?
Pleiades aktivasyonundan sonraki meditasyonda klasik anlamda nefesi sürekli meditasyon nesnesi yapmak zorunlu değildir.
Nefes kendi doğal akışında bırakılabilir.
Derinleştirmeye gerek yoktur.
Saymak gerekmez.
Ritmi kontrol etmek gerekmez.
Eğer ayrı bir nefes çalışması yapılmıyorsa nefes burada daha çok sistemin göstergelerinden biridir.
Kişi isterse fark eder.
Ama nefesi sürekli tutması gereken zihinsel çıpa hâline getirmek zorunda değildir.
Peki düşünceler gelirse?
Gelsin.
Pleiades meditasyonunda amaç düşünceleri tamamen ortadan kaldırmak değildir.
Bir düşünce gelebilir.
Sonra başka biri.
Kişinin yapması gereken onları zorla durdurmak değildir.
Düşünceler bir süre arka planda akarken meditasyon hâli devam edebilir.
İşte burada klasik meditasyon anlayışından önemli bir fark ortaya çıkar.
Meditasyon hâlinin devam etmesi için zihnin tamamen sessiz olması gerekmeyebilir.
Düşünce olabilir ama düşünce artık alanın tamamını işgal etmeyebilir.
Düşüncenin varlığı meditasyonu bozmaz
İnsan bazen:
“Düşündüğüm için meditasyondan çıktım.”
diye varsayar.
Ama Pleiades deneyiminde alan ile düşünce aynı anda bulunabilir.
Bir düşünce gelir.
Fark edilir.
Geçer.
Kişi sürekli onu kovalamak veya tekrar belirli bir nesneye dönmek zorunda olmayabilir.
İçsel hat korunuyorsa düşünceler yüzey hareketleri gibi kalabilir.
Bu oldukça farklı bir meditasyon deneyimidir.
Meditasyon hâline girdiğini nasıl anlarsın?
Tek bir belirti yoktur.
Bazı kişilerde bedenin hissi değişebilir.
Daha geniş.
Daha ağır.
Daha hafif.
Daha merkezli.
Bazılarında çevrenin algılanma biçimi değişebilir.
Sesler duyulur ama rahatsız etmez.
Bazılarında düşüncenin merkezî ağırlığı azalabilir.
Bazılarında beden spontan hareket etmeye başlayabilir.
Bazılarında ise yalnızca tanıdık bir içsel geçiş hissi vardır.
Zamanla kişi kendi sisteminin “meditasyona geçiş imzasını” öğrenebilir.
Bu geçiş neden kişiden kişiye farklıdır?
Çünkü herkesin içsel organizasyonu farklıdır.
Bir kişi bedensel olarak çok güçlü hisseder.
Diğeri algısal olarak.
Bir başkasında hiçbir belirgin fenomen yoktur ama iç alan değişmiştir.
Bu nedenle başka birinin meditasyon hâlini kendi meditasyonunun ölçüsü yapmamak gerekir.
Aktivasyonun amacı standart fenomen üretmek değildir.
Kişinin kendi sisteminde bir geçiş hattı açmaktır.
Spontan hareketler olursa ne yapılmalı?
Beden hareket ederse hareket hemen durdurulmak zorunda değildir.
Sallanma.
Başın dönmesi.
Omurgada dalga.
Ellerin açılması.
Küçük titreşimler.
Bunlar ortaya çıkabilir.
Ama özellikle oluşturulmaz.
Kişi hareketi büyütmeye çalışmaz.
Taklit etmez.
Gösteriye dönüştürmez.
Sistem ne kadar hareket oluşturuyorsa o kadarına izin verilir.
Temel ilke yine aynıdır:
Zorlama yok.
Hiç hareket olmazsa?
Bu da tamamen mümkündür.
Bedenin hareket etmemesi meditasyonun gerçekleşmediği anlamına gelmez.
Pleiades meditasyonu bedensel fenomen üretme çalışması değildir.
Bazen en derin geçiş sessiz gerçekleşebilir.
Meditasyon sırasında ne yapılmalı?
İşte Pleiades yaklaşımının paradoksal tarafı burada ortaya çıkar:
Çok az şey.
Otur.
Alanla temasa izin ver.
Bedeni kontrol etme.
Nefesi gereksiz yere değiştirme.
Düşüncelerle savaşma.
Bir şey yaşama beklentisi kurma.
Olanı fark et.
Ve sistemin kendi düzeninde ilerlemesine izin ver.
Bazen meditasyonun zorluğu tam olarak budur.
İnsan sürekli bir şey yapmaya alışmıştır.
Burada ise yapılacak temel şey müdahaleyi azaltmaktır.
“Hiçbir şey yapmamak” pasiflik midir?
Hayır.
Çünkü farkındalık vardır.
Kişi uyumaz.
Tamamen dağılmaz.
Bedeniyle temas devam eder.
Çevresini fark edebilir.
Ama sürekli müdahale etmez.
Bu oldukça aktif fakat zorlamasız bir uyanıklık hâlidir.
Aktivasyon sonrasında meditasyon neden daha az teknik hâle gelir?
Çünkü teknik çoğu zaman bir hâle ulaşmak için kullanılır.
Ama kişi o hâle giden yolu doğrudan deneyimlediğinde teknik zamanla geri plana çekilebilir.
Bisiklete binmeyi düşün.
Başlangıçta her ayrıntıyı düşünürsün.
Pedal.
Denge.
Direksiyon.
Sonra beden öğrenir.
Artık sürekli talimat vermen gerekmez.
Pleiades aktivasyonu sonrasında meditasyonun da bir ölçüde bu şekilde bedenleşmesi hedeflenir.
Meditasyon hâli bir tür öğrenilmiş içsel yol olabilir
İlk deneyim sırasında sistem yeni bir düzeni yaşar.
Sonra tekrar.
Sonra tekrar.
Bir süre sonra bu geçiş daha kısa sürebilir.
İnsan oturur.
Ve çok fazla hazırlık olmadan içsel alan değişmeye başlayabilir.
Bu nedenle devamlılık önemlidir.
Ama devamlılık bir şeyi zorla tekrar etmek değildir.
Açılmış hattı kullanılabilir tutmaktır.
Aktivasyon bir kez alındığında her meditasyon aynı mı olur?
Hayır.
Aynı kapıdan girilebilir ama içerideki deneyim değişebilir.
Bir gün çok sessiz.
Bir gün beden hareketli.
Bir gün düşünceler yoğun.
Başka gün algı çok açık.
Bir gün hiçbir belirgin şey olmaz.
Bu farklılık normaldir.
Çünkü meditasyon sabit bir ürün değildir.
Canlı sistemin o günkü hâliyle karşılaşmasıdır.
Pleiades meditasyonunda konsantrasyon neden merkezde değildir?
Çünkü konsantrasyon dikkati daraltabilir.
Bir noktaya.
Bir sese.
Bir nefese.
Bu bazı meditasyon türlerinde özellikle istenen şeydir.
Pleiades deneyiminde ise alan daha geniş tutulabilir.
Beden aynı anda fark edilir.
Çevre.
Düşünce.
İç hareket.
Alan hissi.
Bunların hiçbirine aşırı tutunmadan daha geniş bir farkındalık korunabilir.
Bu nedenle meditasyon bazen dar odaktan çok geniş alan farkındalığı şeklinde yaşanabilir.
Geniş alan farkındalığı nedir?
Bir odada oturduğunu düşün.
Gözlerin açık.
Karşındaki nesneyi görüyorsun.
Ama sadece ona odaklanmıyorsun.
Odanın tamamını da algılıyorsun.
Aynı anda bedenini hissediyorsun.
Sesler var.
Nefes devam ediyor.
Düşünceler geliyor.
Ama dikkat herhangi birinin içine tamamen kapanmıyor.
Farkındalık daha geniş bir alan hâlinde kalıyor.
Pleiades meditasyonunun doğal yönlerinden biri bu olabilir.
Bu neden gündelik yaşam için önemlidir?
Çünkü hayat dar konsantrasyon hâlinde yaşanmaz.
Aynı anda çok şey vardır.
İnsanlar.
Sesler.
Beden.
Düşünceler.
Duygular.
Gerçek içsel merkez bütün bunlar varken korunabilmelidir.
Bu nedenle gözler açık meditasyon ve geniş farkındalık, çalışmanın hayata taşınmasında önemlidir.
Pleiades meditasyonu neden gündelik hayatın provasına dönüşür?
Çünkü amaç sadece sessiz odada özel hâl yaşamamak.
Gözler açıkken de.
İnsanlarla birlikteyken de.
Bir ortamda hareket varken de.
İçsel hattın tamamen kaybolmaması hedeflenir.
Zamanla kişi bir toplantıda.
Bir yürüyüşte.
Bir kafede.
Doğada.
Beklerken.
Kısa süreli olarak aynı merkeze yeniden geçebildiğini fark edebilir.
İşte meditasyon burada bir “aktivite” olmaktan çıkıp bir erişim kapasitesine dönüşmeye başlar.
Meditasyona girmek ile meditasyon yapmak arasındaki fark
Bu ayrım Pleiades açısından oldukça anlamlıdır.
“Meditasyon yapmak” bazen bir görev gibi gelir.
Bir teknik uygulanır.
Bir süre tamamlanır.
“Meditasyona girmek” ise bir hâl değişimini anlatır.
Kişi gündelik zihinsel organizasyondan daha geniş bir farkındalık alanına geçer.
Pleiades aktivasyonu sonrasında hedef bu geçişin giderek daha erişilebilir hâle gelmesidir.
Gözler açıkken bu hâl korunabiliyorsa ne değişir?
Meditasyon hayatla birleşmeye başlar.
Artık içe dönmek için dünyayı tamamen kapatmak zorunda değilsin.
Dışarıyı görürken içeriyle de temas edebilirsin.
Bu çok önemli bir dönüşümdür.
Çünkü insanın iç ve dış olarak ayırdığı iki alan arasında daha geçirgen bir ilişki oluşur.
Dış dünya vardır.
Ama iç merkez kaybolmaz.
Ezoterik açıdan burada ne oluyor?
İnsan normalde dikkatini sürekli belirli biçimlere bağlar.
Düşünce.
Nesne.
İnsan.
Olay.
Aktivasyon sonrasında meditasyon alanında dikkat bu biçimlerden birine tamamen kapanmak yerine daha geniş bir farkındalık içinde kalabilir.
Bu durumda tek tek içeriklerden çok onları taşıyan alan belirginleşir.
Düşünce vardır.
Ama alan daha geniştir.
Beden vardır.
Ama farkındalık yalnızca tek bir duyuma kapanmaz.
Dış dünya görünürdür.
Ama kişi tamamen dışarıya taşınmaz.
İşte Pleiades meditasyonunun ontolojik derinliği burada başlar:
İç ile dış arasında sürekli gidip gelen dikkatin, daha geniş bir merkez içinde birlikte tutulabilmesi.
Aktivasyonun gerçek işlevi burada anlaşılır
Aktivasyonun amacı insanı sürekli sıra dışı bir hâlde tutmak değildir.
Kişiye meditasyon yapmadan yaşayamayacağı bir bağımlılık oluşturmak da değildir.
Amaç içsel geçişi erişilebilir hâle getirmektir.
Bir kapı açılır.
Sonra kişi o kapıyı kendi başına kullanmayı öğrenir.
Bu nedenle Pleiades meditasyonu zamanla daha az rehberli ve daha fazla doğrudan hâle gelebilir.
Rehberli ses gerekli midir?
Başlangıçta yardımcı olabilir.
Ama meditasyon hâlinin sürekli dışarıdaki sese bağımlı kalması amaç değildir.
Aktivasyon sonrası kişi kendi başına da alana geçebilmeyi öğrenebilir.
Bu içsel bağımsızlık önemlidir.
Çünkü rehber kapıyı gösterebilir.
Ama her seferinde kapıyı senin yerine açmak zorunda olmamalıdır.
Meditasyon ne kadar sürmeli?
Süre meditasyonun derinliğini belirlemez.
Aktivasyon sonrasında kişi kısa sürede hâle geçebiliyorsa ilk dakikaların önemli bölümü “hazırlık” için harcanmaz.
Bu nedenle meditasyon daha doğrudan başlayabilir.
Süre çalışmanın amacına göre değişebilir.
Ama mesele dakikayı doldurmak değildir.
Alanla gerçek temas kurmaktır.
Meditasyon sırasında zamanı unutmak gerekli mi?
Hayır.
Bazı kişiler zaman algısının değiştiğini yaşayabilir.
Bazıları yaşamaz.
Bu da bir fenomen.
Pleiades açısından başarının göstergesi değildir.
Bir şey görmen gerekir mi?
Hayır.
Işık.
Renk.
Sembol.
Görüntü.
Bunlar olabilir.
Ama aranmaz.
Pleiades meditasyonunun amacı içsel sinema üretmek değildir.
Görüntü gelirse fark edilir.
Gelmezse eksiklik yoktur.
Enerji hissetmen gerekir mi?
Hayır.
Bazı kişiler alanı çok belirgin hissedebilir.
Bazıları daha ince.
Bazıları yalnızca meditasyon hâline hızlı geçişi fark eder.
Deneyimin yoğunluğu kişiden kişiye değişebilir.
Ama ortak amaç fenomen değil, erişimdir.
Pleiades açısından meditasyonda ilerlemek ne demektir?
Meditasyona daha kolay geçebilmek.
Gözler açıkken de içsel merkezi koruyabilmek.
Düşünceler varken tamamen onların içine çekilmemek.
Dış uyaranlar olduğunda meditasyon hâlinin hemen dağılmaması.
Bedenin doğal hareketine daha az müdahale etmek.
Ve en önemlisi:
Bu farkındalık hâlinin gündelik hayat içinde de daha erişilebilir hâle gelmesi.
Pleiades meditasyonunun temel farkı
Klasik konsantrasyon yaklaşımında kişi çoğu zaman zihni bir nesneye tekrar tekrar getirerek meditasyon alanını kurar.
Pleiades aktivasyonu sonrasında ise kişi daha önce açılmış olan hatta doğrudan geçebilir.
Bu nedenle yoğun dikkat toplama çabası azalabilir.
Gözler açık olabilir.
Çevre algılanabilir.
Düşünceler bulunabilir.
Ama bütün bunların altında daha geniş bir merkez korunabilir.
Burada meditasyonun temel hareketi:
odaklamak değil açılmak, zorlamak değil izin vermek, üretmek değil erişmek hâline gelir.
Pleiades meditasyonu nasıl yapılır?
En sade biçimiyle:
Otur.
Bedeni rahat bırak.
Gözlerini açık veya kapalı tut.
Nefesi değiştirme.
Düşünceleri susturmaya çalışma.
Dikkatini zorla bir noktaya kilitleme.
Aktivasyonda açılmış olan içsel alana geçişe izin ver.
Beden hareket ederse gözlemle.
Sessizlik gelirse kal.
Düşünce gelirse onunla savaşma.
Bir şey olmuyorsa üretme.
Ve bir süre bu çabasız farkındalık içinde kal.
Aslında yöntem oldukça sadedir.
Çünkü aktivasyondan sonraki aşamada mesele meditasyon hâlini sürekli yeniden üretmek değil, bedenin ve farkındalığın artık tanıdığı kapıdan yeniden geçmesine izin vermektir.
Belki Pleiades meditasyonunu klasik meditasyondan ayıran en temel cümle de budur:
Klasik meditasyonda çoğu zaman dikkat aracılığıyla hâle gidilir; Pleiades aktivasyonundan sonra ise hâl tanındığı için kişi dikkati zorlamadan, gözleri açıkken bile o alana daha hızlı geçebilir.
Aktivasyon seanslarını izle →Bilgilendirme notu: Bu yazı Şeref Tolga Kuralay’ın Pleiades aktivasyonu ve sonrasındaki meditasyon deneyimine ilişkin kişisel gözlem, ontolojik ve spiritüel görüşlerini içerir. “Aktive edilmiş alan”, “enerji hattı” ve benzeri anlatımlar bilimsel olarak doğrulanmış fiziksel mekanizmalar veya herkes için geçerli sonuçlar olarak sunulmaz. Pleiades bir sağlık hizmeti ya da psikoterapi değildir ve bunların yerine geçmez.

