Ben seans sırasında ellerimle spiral hareketler yaptığımda, bunu katılımcının bedenini dışarıdan hareket ettiren bir teknik gibi görmüyorum. Benim deneyimimde bu hareketler, seans alanını kurmanın ve katılımcının kendi deneyimine girmesine eşlik etmenin bir parçası.
Spiral benim için bir işaret dili gibi çalışıyor. Elimi hareket ettiriyor, alanı takip ediyor ve bazen belirli bölgelerde yoğunluk, elektriklenme ya da örümcek ağına benzer bir his algılıyorum. Katılımcının bedeninde bununla eşzamanlı değişimler gördüğüm çok sayıda seans oldu.
Bu yazıdaki alan ve enerji açıklamaları kendi deneyimlerime ve seanslarda gözlemlediğim tekrar eden örüntülere dayanan ezoterik yorumlardır; bilimsel olarak doğrulanmış bir mekanizma iddiası değildir.
Spiral hareketleri önceden mi öğrendim?
Ben bu hareketleri önceden öğrenilmiş bir koreografi gibi uygulamıyorum. Pleiades’in kendisi nasıl önce kendi deneyimimin içinden çıktıysa, ellerimin bu biçimde hareket etmesi de benim için teoriden önce gelen bir deneyimdi. Bir yerde okuyup “spiral yaparsam şu olur” diye başlamadım. Seansın içinde ellerimi kullanırken hareketin giderek kendi doğal biçimini bulduğunu fark ettim.
İlk zamanlarda ellerimin neden özellikle spiral hareketlere gittiğini bilmiyordum. Sonra aynı karşılığı tekrar tekrar gördüm: Ellerim belirli biçimlerde hareket ederken kendi ellerimde elektriklenme ve yoğunluk oluşuyor; katılımcının bedeninde de bununla eşzamanlı kendiliğinden yanıtlar ortaya çıkabiliyor.
Ben önce hareketi öğrenmedim. Hareketin içinde ne olduğunu öğrenmeye başladım.
El bana bir şey hissettirdi. Beden başka türlü cevap verdi. Ben baktım. Tekrar oldu ve yine baktım. Zamanla bunun Pleiades seanslarında kullandığım doğal rehberlik dilinin bir parçası olduğunu fark ettim.
Ellerimde ne hissediyorum?
Ellerimde en sık tarif edebildiğim şey elektriklenmeye benzeyen bir his. Bazen çok ince bir örümcek ağına değiyormuşum gibi bir direnç, yoğunluk veya gerilim hissediyorum. Elimi farklı bir bölgeye taşıdığımda bu his artabiliyor, azalabiliyor ya da niteliği değişebiliyor. Bazı anlarda bedenden uzaklaştığımda bile ellerimdeki elektriksel yoğunluğun arttığını hissettiğim oldu.
Ben buna kendi deneyim dilimde “alanı hissetmek” diyorum.
Ellerimdeki duyumu gerçek bir deneyim olarak kabul ediyorum. Ben bunu alanı hissetmek ve evrensel enerjinin rehberlik içinde açığa çıkışını izlemek olarak yorumlarım. Bunun fiziksel ölçümünü yapmış değilim; fakat duyumun tekrarını ve katılımcının bedenindeki karşılıklarını da görmezden gelmem.
Pleiades’in bilgi ile deneyim arasında kurduğu ilişkiyi oku.
Hareketin yönünü ve hızını nasıl belirliyorum?
Hangi bölgede duracağıma genellikle önceden hazırlanmış bir haritadan karar vermiyorum. “Şimdi kalp bölgesine geçeceğim, sonra şu çakraya gideceğim” gibi sabit bir sıra benim deneyimimin özü değil.
Ellerimi hareket ettirdiğimde bazı bölgelerde his yoğunlaşıyor. Bazen katılımcının bedenindeki hareket de aynı bölgede değişiyor. Bir yerde hareket artabiliyor, başka bir yerde azalabiliyor. Ben bunları birlikte gözlemleyerek ilerliyorum.
Yönü yalnız zihnimle seçmiyorum. Elimdeki duyumu takip ediyor, katılımcının bedenini izliyor ve alan olarak tarif ettiğim deneyimdeki değişime bakıyorum.
Spiralin yönü ve hızı da “üç tur sağa, iki tur sola” gibi mekanik bir formül değil. Bazen hareket çok yavaşlıyor, bazen hızlanıyor. Spiral kimi zaman genişliyor, kimi zaman küçülüyor; bazen elim neredeyse aynı noktada kalıyor. Ben seans sırasında aldığım duyuma göre hareketi doğal biçimde takip ediyorum.
Katılımcının bedeni neden hareket edebiliyor?
Katılımcının bedeni bu sırada bazen kendiliğinden yanıt verebiliyor. Hareket, titreme, kasılma, dalga biçiminde salınım ya da farklı pozisyonlar ortaya çıkabiliyor. Bazen el hareketlerimle bedenin hareketleri arasında bir ritim veya benzerlik görüyorum. Ben bunu zorlamıyor, katılımcıya “şimdi şöyle hareket et” demiyorum.
Benim için önemli ayrım burada: El hareketi bir komut değil.
Ben alanı açıyor ve izliyorum. Katılımcının bedeni kendi biçiminde cevap veriyor. Bazen çok belirgin bir yanıt geliyor, bazen çok az; bazen dışarıdan neredeyse hiçbir şey görünmüyor. Bu yüzden spiral hareketin başarısını katılımcının ne kadar çok hareket ettiğiyle ölçmem.
Katılımcıya nasıl hareket etmesi gerektiğini söylemediğim hâlde bazen elimdeki spiral hareketle onun bedenindeki hareket arasında bir benzerlik veya eşzamanlılık ortaya çıkabiliyor. Ben bunu görüyorum. Elim katılımcının bedenine komut vermiyor; alandaki akışı takip ediyor ve beden kendi gizli zekâsıyla cevap veriyor.
Pleiades’te gördüğümü saklamam. Elimdeki spiral ile katılımcının bedenindeki yanıt arasında tekrar tekrar beliren ilişkiyi açıkça anlatırım. Bu ilişki yaşandı; fiziksel mekanizmasının ölçülmemiş olması yaşanmadığı anlamına gelmez.
Aktivasyon sırasında güçlü hareketin neden şart olmadığını oku.
Hareket görünmüyorsa seans olmamış mı sayılır?
Bazen ellerimde çok belirgin bir yoğunluk hissederim ama katılımcının bedeni dışarıdan neredeyse hiç hareket etmez. Bazen de bunun tersi olur. Bu nedenle elimde hissettiğim şey ile katılımcının görünür hareketi arasında “ne kadar çok his, o kadar çok hareket” diye basit bir denklem kurmam.
Ben daha çok ilişkiye bakıyorum: Elimdeki duyum değişiyor mu? Katılımcının nefesi, bedeni veya hareketi değişiyor mu? Bir bölgeden diğerine geçtiğimde, yaklaştığımda ya da uzaklaştığımda ne oluyor? Ve en önemlisi, ben müdahale etmeyi azalttığımda ne oluyor?
Katılımcının deneyimi yine kendisine ait. Benim elim spirali çizer; fakat hareketi yaşayan onun bedenidir. Duyumu yaşayan da bazen hiçbir şey hissetmeyen de odur. Bu yüzden seansın merkezine kendi ellerimi değil, katılımcının kendi yanıtını koyarım.
Spiral hareket benim için ne anlatıyor?
Spiral hareketin bende bıraktığı anlam şu: Ben doğrusal bir müdahale yapmıyor, bir noktayı zorlamıyorum. Alanın içindeki değişimi, yoğunluğu ve akışı takip ederek hareket ediyorum. Spiral de benim deneyimimde bu takibin doğal biçimlerinden biri hâline geldi.
Buna enerji hareketi diyorum. Benim anlayışımda rehber kendi kişisel biyolojik enerjisini katılımcıya vermez; rehberde açığa çıkan evrensel enerjiyle alan kurulur ve katılımcının bedeni kendi gizli zekâsıyla cevap verir. Bu, yaşadığım ve şahit olduğum deneyimlerden doğan ezoterik açıklamamdır.
Bugün biri bana “Spiral neden çalışıyor?” diye sorarsa, kendi deneyimimde bunun evrensel enerjinin alandaki hareketini izleyen bir rehberlik dili olduğunu söylerim. Ellerimde ne hissettiğimi, katılımcının bedeninde ne gözlemlediğimi ve aynı ilişkinin seanslar boyunca nasıl tekrar ettiğini açıkça anlatabilirim.
Gerisi hâlâ benim için araştırılan bir yer. Beni yıllardır orada tutan şey, cevabı bulmuş olmak değil; aynı sorunun hâlâ canlı olması.
Ben hareketi üretmiyorum. Hareketin ortaya çıkabileceği alanı takip ediyorum.
Pleiades’in bilinen meditasyonlardan nasıl ayrıldığını oku.

