Ana içeriğe geç

Meditasyon ve Uygulama

Meditasyonda Gözler Açık mı Kapalı mı Olmalı? Pleiades’te Açık Göz Meditasyonu

Gözleri kapatmak içsel alanı duymayı kolaylaştırabilir; gözleri açık tutmak ise aynı farkındalığı hayatın içinde taşımayı çalıştırabilir.

Şeref Tolga Kuralay11 dakika okuma
Pleiades çalışmasında sessiz bir gözlem anı

Meditasyon denildiğinde çoğu insan otomatik olarak gözlerini kapatır.

Bu neredeyse meditasyonun sembolü hâline gelmiştir.

Gözler kapanır.

Dış dünya geri çekilir.

Dikkat içeri döner.

Sessizlik başlar.

Bu yöntem birçok meditasyon biçiminde oldukça işlevseldir. Görsel uyaran azaldığında beden duyumlarını, düşünceleri ve içsel hareketleri fark etmek kolaylaşabilir.

Fakat meditasyonun gözleri kapatmaya bağımlı olması gerekmez.

Özellikle Pleiades aktivasyonundan sonra kişi meditasyon hâline daha hızlı geçmeye başladığında gözlerini kapatmadan da aynı içsel hattı koruyabilir.

Bu noktada önemli bir değişim gerçekleşir:

Meditasyon artık dünyayı kapatarak girilen özel bir hâl olmaktan çıkıp, dünya görünürken de taşınabilen bir farkındalık alanına dönüşmeye başlar.

Gözleri neden kapatıyoruz?

İnsan çevresinden aldığı bilginin önemli bölümünü görme üzerinden işler.

Gözler açıkken sürekli biçimler vardır.

İnsanlar.

Nesneler.

Hareket.

Işık.

Renk.

Mesafe.

Zihin gördüğü şeyleri çok hızlı biçimde isimlendirir ve sınıflandırır.

Bir nesne görür.

Tanır.

Bir insan görür.

Hakkında düşünce üretir.

Bir hareket fark eder.

Dikkat oraya gider.

Gözleri kapattığında bu dış görsel hareket önemli ölçüde azalır.

Bu yüzden meditasyona yeni başlayan biri için gözleri kapatmak içe geçişi kolaylaştırabilir.

Ama gözleri kapatmak meditasyonun kendisi değildir

Gözlerini kapatabilirsin ama zihnin saatlerce dış dünyada dolaşabilir.

Geçmişi düşünürsün.

Geleceği planlarsın.

İnsanlarla zihinsel konuşmalar yaparsın.

Bedensel olarak odadasındır ama dikkat başka yerdedir.

Bu nedenle gözlerin kapalı olması içsel merkezde olduğun anlamına gelmez.

Aynı şekilde gözlerinin açık olması da meditasyon hâlinde olamayacağın anlamına gelmez.

Asıl mesele gözlerin durumu değil:

Dikkatin ve farkındalığın nasıl örgütlendiğidir.

Pleiades aktivasyonundan sonra neden gözleri kapatmak zorunlu olmayabilir?

Çünkü aktivasyon sonrasında kişi meditasyon hâline ulaşmak için yalnızca dış uyaranları azaltmaya bağımlı kalmayabilir.

Sistem belirli bir içsel geçişi tanımıştır.

Beden bu hâli tanır.

Farkındalık bu hattı tanımaya başlamıştır.

Kişi oturduğunda yoğun konsantrasyon üretmeden daha önce erişilmiş olan alana yeniden geçebilir.

Bu durumda gözlerin açık veya kapalı olması ikincil hâle gelir.

Kapı artık yalnızca karanlıkta açılmıyordur.

Gözler açık meditasyon ne demektir?

Gözlerin açık olması ve çevreye normal biçimde bakmak tek başına açık göz meditasyonu değildir.

Buradaki fark bakışın niteliğidir.

Normal yaşamda göz bir şeye yönelir ve dikkat onun üzerine kapanır.

Bir nesne.

Telefon.

İnsan.

Ekran.

Açık göz meditasyonunda ise bakış daha yumuşak ve geniş kalabilir.

Görürsün.

Ama tek bir nesneye zihinsel olarak yapışmazsın.

Çevrenin bütünü görüş alanında kalır.

Aynı anda bedenini de fark edebilirsin.

Sesleri.

Nefesi.

Düşünceleri.

İçsel alanı.

Böylece dış dünya ile iç dünya aynı anda farkındalık içinde taşınabilir.

Pleiades’te amaç gözleri açık tutmak değildir

Bu da önemli.

Gözleri açık meditasyon yeni bir performansa dönüşmemelidir.

“Artık gözler kapalı meditasyon yapmamalıyım.”

gibi bir kural yoktur.

Bazı çalışmalar gözler kapalı daha doğal olabilir.

Bazıları gözler açık.

Bazen kişi içsel bir sürecin derinleşmesi için gözlerini kapatmak ister.

Başka bir gün açık bırakmak daha uygun gelir.

Pleiades açısından önemli olan biçim değil, erişimdir.

Gözler kapalı meditasyon ne sağlar?

Görsel uyaranı azaltır.

Bu nedenle özellikle beden ve iç alan daha belirgin hissedilebilir.

İnsan gözlerini kapattığında:

beden sınırlarını,

nefes hareketini,

spontan hareketleri,

iç görüntüleri,

enerji alanındaki değişimleri

daha rahat fark edebilir.

Bu nedenle kapalı göz meditasyonu değersizleşmez.

Tam tersine çok güçlü bir içe yönelim alanıdır.

Gözler açık meditasyon ne ekler?

Dış dünya ile temas devam eder.

Bu, meditasyon hâlinin başka bir kapasitesini test eder.

Sessizlik içinde merkezde olmak bir şeydir.

Hareket varken merkezde olmak başka.

Karanlıkta iç alanı hissetmek bir şeydir.

Görsel dünya açıkken aynı hattı kaybetmemek başka.

Pleiades’in gündelik yaşama dönük tarafı burada ortaya çıkar.

Çünkü gerçek hayat gözlerin açıkken yaşanır.

İç ve dış neden birbirinden ayrılmamalıdır?

İnsan çoğu zaman meditasyonu şöyle yaşar:

Şimdi dünyadan çıkıyorum.

Meditasyon yapıyorum.

Sonra geri dönüyorum.

Bu ayrım başlangıçta faydalı olabilir.

Ama uzun vadede iki ayrı hayat yaratabilir.

Meditasyondaki insan.

Gündelik insan.

Meditasyonda sessiz.

Hayatta dağınık.

Meditasyonda merkezli.

İlişkide tamamen reaktif.

Pleiades açısından çalışma zamanla bu iki alanı birbirine yaklaştırmalıdır.

Gözler açık meditasyon bu köprüyü nasıl kurar?

Çünkü dış dünya ortadan kalkmaz.

Bir oda görürsün.

Bir insan hareket edebilir.

Ses gelebilir.

Ama içsel merkez tamamen kaybolmaz.

Bu, sistem için yeni bir deneyimdir:

“Dışarıyla temas hâlindeyken de içeride kalabilirim.”

Bu kapasite geliştikçe meditasyon gündelik hayata daha kolay taşınabilir.

Bakış nasıl olmalı?

Gözleri sert biçimde bir noktaya kilitlemek gerekmez.

Bu daha çok konsantrasyon çalışmasına dönüşebilir.

Pleiades açık göz meditasyonunda bakış daha yumuşak olabilir.

Karşındaki alanı gör.

Ama yalnızca tek bir nesneye odaklanma.

Bir bakıma görüş alanının tamamının aynı anda var olmasına izin ver.

Merkezde bir nesne olabilir.

Ama çevresel görüş de açıktır.

Böylece dikkat daralmaz.

Çevresel görüş neden önemlidir?

İnsan gerildiğinde dikkat çoğu zaman daralır.

Bir noktaya kilitlenir.

Tehdit.

Sorun.

İnsan.

Düşünce.

Geniş görüş ise sistemi farklı bir organizasyona taşıyabilir.

Tek bir nesne bütün alan hâline gelmez.

Pleiades meditasyonunda bu durum içsel olarak da karşılık bulabilir.

Bir düşünce vardır.

Ama bütün farkındalık değildir.

Bir duygu vardır.

Ama bütün alanı kaplamaz.

Dışarıdaki geniş görüş ile içerideki geniş farkındalık arasında benzer bir hareket kurulabilir.

Gözler açıkken düşünceler daha mı fazla olur?

Olabilir.

Çünkü dışarıdan daha fazla bilgi gelir.

Bir şey görürsün.

Zihin isim verir.

Bir insan geçer.

Düşünce oluşur.

Ama amaç düşüncenin hiç oluşmaması değildir.

Tam tersine açık göz meditasyonu, dış uyaran varken düşünce ile ilişkinin nasıl olduğunu görme fırsatı verir.

Bir şeyi görüyorsun.

Düşünce geliyor.

Ama tamamen onun içine çekilmek zorunda değilsin.

Bir nesneye bakarken hikâye başlarsa?

Fark et.

Örneğin karşıda bir sandalye var.

Bir anda geçen haftaki toplantıyı düşünmeye başladın.

Sonra başka konu.

Bir süre sonra fark ettin.

Burada kendini eleştirmene gerek yok.

Aktivasyonla tanıdığın içsel alana yeniden geçmesine izin ver.

Açık göz meditasyonunda dış dünya sürekli yeni kapılar açacaktır.

Çalışma da tam burada gerçekleşir.

Gözleri açık tutarken meditasyon hâli nasıl korunur?

Zorla değil.

Bu önemli.

Sürekli:

“İçeride kal.”

“Dağılma.”

“Merkezi koru.”

diye kendine komut verirsen yine zihinsel kontrol oluşur.

Daha çok sistemin hem dışarıyı hem içeriyi aynı anda taşımasına izin verilir.

Göz görüyor.

Kulak duyuyor.

Beden hissediyor.

Düşünce hareket ediyor.

Ama farkındalık bunlardan birine tamamen kapanmıyor.

Bu, çabasız fakat uyanık bir alandır.

Aktivasyon burada neden belirleyicidir?

Çünkü aktivasyonla birlikte meditasyon hâli kişi için tanınabilir bir geçiş hâline gelmiştir.

Dolayısıyla gözler açıkken bile kişi:

“Bu alanı biliyorum.”

hissini taşıyabilir.

Klasik konsantrasyonda dış uyaran dikkati dağıttığında tekrar nesneye dönmek gerekebilir.

Pleiades aktivasyonu sonrasında ise geçişin kendisi daha doğrudan tanındığı için kişi dışarıya kısa süreli çekilse bile daha hızlı geri dönebilir.

Gözler açık meditasyon baştan itibaren yapılabilir mi?

Kişiye göre değişir.

Bazı insanlar için çok doğal gelir.

Bazıları ilk dönemde gözler kapalıyken içsel hattı daha net tanır.

Sonra gözler açık çalışmaya geçmek daha kolay olur.

Burada amaç bir seviye sistemi oluşturmak değildir.

“Kapalı göz başlangıç, açık göz ileri seviye.”

gibi mekanik bir hiyerarşi gerekmez.

İki uygulamanın işlevi farklıdır.

Gözler kapalıyken çok güçlü deneyimler yaşayıp açıkken hiçbir şey hissetmemek normal mi?

Evet.

Çünkü görsel dünya açıldığında dikkat daha kolay dışarı taşınabilir.

Bu durumda açık göz meditasyonu yeni bir entegrasyon alanı sunar.

Kişi:

“Gözlerimi kapatınca hemen alana giriyorum ama açınca kayboluyor.”

diyebilir.

Bu bir başarısızlık değildir.

Tam tersine çalışmanın nereye doğru genişleyebileceğini gösterir.

Amaç gözleri açık tutarak kendini zorlamak değil, bu geçişi zamanla daha erişilebilir hâle getirmektir.

Gözleri açınca enerji hissi azalabilir mi?

Olabilir.

İçsel duyumların dikkat içindeki ağırlığı değişebilir.

Görsel dünya güçlüdür.

Ama enerji hissinin azalması meditasyonun bittiği anlamına gelmez.

Bu çok önemli.

Pleiades meditasyonunda amaç yoğun enerji hissini sürekli korumak değildir.

Daha temel olan içsel erişimdir.

Gözler açıkken beden hareket edebilir mi?

Evet.

Spontan hareketler gözler açıkken de ortaya çıkabilir.

Hafif sallanma.

Omurgada hareket.

Nefes değişimi.

Ellerin pozisyon değiştirmesi.

Ancak hareketin açık göz meditasyonunda da özellikle üretilmemesi gerekir.

Beden ne yapıyorsa o gözlemlenir.

Açık göz meditasyonu dünyadan kopmayı azaltır mı?

Temel amaçlarından biri budur.

İçsel deneyimler bazen insanda dünyadan uzaklaşma arzusu oluşturabilir.

Sessizlik daha güzel gelir.

Kalabalık ağır.

Meditasyon huzurlu.

Hayat karmaşık.

Ama gerçek entegrasyon yalnızca dış dünyadan çekilmek değildir.

İçeride açılan alanı dış dünyayla birlikte taşıyabilmektir.

Açık göz meditasyonu bu anlamda önemli bir köprü olabilir.

Pleiades neden hayatın içinde meditasyon fikrini önemser?

Çünkü dönüşümün gerçek sınavı yine hayattadır.

Bir insanla konuşurken.

Bir karar alırken.

Bir tartışmada.

Bir sahnede.

Bir oyun sırasında.

Meditasyonda ortaya çıkan merkez bu durumlarda tamamen kayboluyorsa çalışma henüz özel alana bağlıdır.

Pleiades’in yönü bu özel alanın zamanla yaşamın içine yayılmasıdır.

Karaoke ile açık göz meditasyonunun ilişkisi ne olabilir?

İlk bakışta hiçbir ilişkisi yokmuş gibi görünür.

Ama bir düşün.

Sahneye çıkıyorsun.

Gözlerin açık.

İnsanlar karşında.

Müzik var.

Beden hareketli.

Düşünceler olabilir.

Ve yine de kendi içsel merkezini tamamen kaybetmemeye çalışıyorsun.

İşte bu, açık göz farkındalığının çok hareketli bir uygulama alanıdır.

Meditasyon minderinde öğrenilen içsel geçiş burada hayatın içine taşınır.

Oyun sırasında da aynı şey mümkün mü?

Evet.

Oyun oynuyorsun.

Rekabet var.

Kazanma arzusu.

Hız.

Kahkaha.

Ama bir anda kendi bedeninin nasıl değiştiğini fark edebiliyorsun.

Bu da gözler açık farkındalıktır.

Pleiades açısından meditasyonun nihai yönü tam da buraya gider.

Sadece otururken değil.

Hareket ederken de.

Drama çalışması neden açık göz farkındalığını güçlendirebilir?

Çünkü başka bir karaktere girerken kendi sisteminin değişimini izlersin.

Ses değişir.

Beden değişir.

Duruş.

Ama bir bölümün bütün bunların olduğunun farkında kalabilir.

Bu, meditasyondaki tanıklığın hareketli biçimidir.

Drama ve meditasyon bu nedenle birbirinden bütünüyle ayrı değildir.

Gözler açık meditasyon sürekli çevreyi izlemek midir?

Hayır.

Tam tersine çevresel farkındalık ile sürekli tetikte olma hâlini ayırmak gerekir.

Tetikte insan sürekli tehdit arar.

Geniş farkındalık ise çevreyi görür ama her şeyi problem hâline getirmez.

Bu ayrım özellikle önemlidir.

Amaç dışarıdaki her şeyi takip etmek değil.

Dış dünya varken içerideki teması kaybetmemektir.

Açık göz meditasyonu sırasında bir insanla göz göze gelmek ne yapar?

Bu çok ilginç bir çalışma alanına dönüşebilir.

Bir anda sosyal sistem aktive olur.

Kendilik algısı değişebilir.

İnsan:

“Bana bakıyor.”

diye düşünür.

Beden farklı cevap verebilir.

Tam burada farkındalık korunabiliyorsa içsel çalışmanın ilişkisel katmanı görünür hâle gelir.

Çünkü yalnızken merkezde olmak ile bir başkasının bakışı altındayken merkezde olmak aynı şey değildir.

Pleiades yaklaşımı neden sadece yalnız meditasyonla yetinmez?

Çünkü insan ilişkisel bir varlıktır.

Kendi alanını başkalarının alanlarıyla temas içinde de taşımalıdır.

Grup çalışmaları bu yüzden önemlidir.

Bir odada başkaları vardır.

Ses.

Hareket.

Bakış.

Ve kişi yine de kendi bedenini, kendi merkezini ve içsel hattını fark edebilir.

Bu gerçek yaşamın çok daha yakın bir simülasyonudur.

Gözleri açık meditasyon “daha iyi” midir?

Hayır.

Sadece başka bir kapıdır.

Kapalı göz içsel yoğunluğu artırabilir.

Açık göz entegrasyonu artırabilir.

Biri diğerini iptal etmez.

İyi çalışma hangi kapının ne zaman kullanılması gerektiğini bilir.

Bazı günler derin içe dönüş gerekir.

Bazı günler dış dünya ile birlikte kalma.

Pleiades aktivasyonundan sonra iki biçim birlikte nasıl kullanılabilir?

Örneğin meditasyona gözler kapalı başlayabilirsin.

Sistem alana geçtiğinde bir süre orada kalırsın.

Sonra gözlerini yavaşça açarsın.

Ve içsel hâlin ne kadarının devam ettiğine bakarsın.

Bu geçiş kendi başına güçlü bir çalışma olabilir.

Gözler kapanınca içeri.

Açılınca dışarı.

Bu otomatik ayrım yavaş yavaş çözülmeye başlar.

Bir süre sonra gözler açıkken de aynı hattın bir bölümünü taşıyabilirsin.

İç dünya ile dış dünya gerçekten iki ayrı alan mı?

Gündelik bilinçte böyle hissedilir.

“Ben içerideyim.”

“Dünya dışarıda.”

Ama deneyim aslında sürekli ilişkiseldir.

Dışarıda bir şey olur.

İçeride beden cevap verir.

İçeride bir duygu vardır.

Dışarıdaki algın değişir.

İç ile dış sürekli birbirini etkiler.

Açık göz meditasyonu bu alışverişi doğrudan görünür hâle getirebilir.

Ezoterik açıdan gözler açık meditasyon neyi temsil eder?

İçsel alan ile görünür dünyanın birbirinden tamamen kopuk olmadığını deneyimlemeyi.

Gözler dünyayı görür.

Ama farkındalık yalnızca biçimlere kapanmaz.

İçerideki sessizlik ile dışarıdaki hareket aynı anda bulunabilir.

Böylece meditasyon bir “dünyadan çekilme” yöntemi olmaktan çıkar.

Görünür olanın içinde daha geniş alanı kaybetmeden bulunabilme pratiğine dönüşür.

Bu neden ontolojik olarak önemlidir?

Çünkü insan genellikle kendisini dış dünyaya bakan ayrı bir merkez olarak yaşar.

Ama içsel algı derinleştikçe görülen şey ile gören arasındaki ilişkinin sandığımız kadar basit olmadığı fark edilebilir.

Bir görüntü ortaya çıkar.

Beden cevap verir.

Düşünce oluşur.

Duygu değişir.

Yani dünya sadece “dışarıda” değildir.

Deneyimin içinde sürekli yeniden biçimlenir.

Açık göz meditasyonu bu ilişkiyi daha çıplak biçimde görünür kılar.

Pleiades açısından nihai hedef gözleri açık meditasyon yapmak mı?

Hayır.

Nihai hedef biçim değildir.

Daha geniş bir kapasitedir:

İçsel merkezini yalnızca belirli meditasyon koşullarında değil, yaşamın farklı hâllerinde de erişilebilir tutabilmek.

Gözleri açık meditasyon bunun araçlarından biridir.

Bir süre sonra meditasyon ile normal bakış arasındaki fark azalabilir

Başlangıçta:

“Şimdi meditasyondayım.”

dersin.

Sonra meditasyon biter.

Bir süre sonra ise gün içinde bazı anlarda aynı geniş görüş kendiliğinden ortaya çıkabilir.

Yürürken.

Doğaya bakarken.

Bir yerde beklerken.

Gözlerin açık.

Hiçbir özel teknik yapmıyorsun.

Ama beden, çevre ve içsel alan aynı anda farkındalıkta.

İşte meditasyon teknikten kapasiteye geçmeye başlamıştır.

Gözler açık meditasyonun en önemli sınavı

Dış dünya seni çektiğinde ne oluyor?

Bir bildirim.

Bir insan.

Bir hareket.

Dikkat gidiyor.

Sorun değil.

Sonra içsel alan yeniden tanınabiliyor mu?

Aktivasyon sonrası önemli avantajlardan biri bu geri dönüşün daha hızlı olabilmesidir.

Ama amaç hiç dağılmamak değildir.

Dağıldıktan sonra geri dönebilmektir.

O hâlde meditasyonda gözler açık mı, kapalı mı olmalı?

İkisi de olabilir.

Gözleri kapatmak dış uyaranı azaltır ve içsel süreci belirginleştirebilir.

Gözleri açık tutmak ise meditasyon hâlinin dış dünyayla birlikte taşınmasını çalıştırabilir.

Pleiades aktivasyonu sonrasında meditasyon tek bir biçime bağımlı kalmak zorunda değildir.

Kişi zamanla her iki alanda da kendi geçişini tanımaya başlayabilir.

Ve belki bu soruya verilebilecek en sade cevap şudur:

Gözleri kapatmak içsel alanı duymayı kolaylaştırabilir; Pleiades aktivasyonu sonrasında gözleri açık tutabilmek ise aynı alanı yaşamın içindeyken de kaybetmeden taşımanın kapısını açabilir.


Bilgilendirme notu: Bu yazı genel bilgilendirme ve Şeref Tolga Kuralay’ın meditasyon ile Pleiades yaklaşımına ilişkin kişisel gözlem, ontolojik ve spiritüel görüşlerini içerir. “Aktivasyon”, “içsel hat” ve gözler açıkken aynı alana geçiş anlatımları bilimsel olarak doğrulanmış fiziksel mekanizmalar veya herkes için geçerli sonuçlar değildir. Meditasyon sağlık hizmeti ya da psikoterapinin yerine geçmez.

Şeref Tolga Kuralay

Bilinenin ötesinde bir alternatif: Pleiades

Aldığın bilgi bir başlangıçtır. Pleiades, aynı soruya yalnızca yeni bir açıklama değil, canlı ve kişisel bir deneyim alanı önerir.

Bilinen yaklaşım

Bilinen meditasyon yaklaşımları çoğunlukla nefes, dikkat, mantra veya gözlem üzerinden ilerler.

Pleiades’te alternatif deneyim

Pleiades ise canlı rehberlikte gerçekleşen aktivasyonla başlar; amaç belirli bir zihinsel hâli zorlamak değil, kişinin kendi deneyiminin nasıl açıldığını gözlemlemektir.

Pleiades bir sağlık tedavisi değildir ve herkes için aynı deneyimi vaat etmez. Önce yaklaşımı inceleyebilir, sana uygun değilse diğer okuma yollarına dönebilirsin.

Paylaşmak istersen

Bu sayfayı ilgisini çekebilecek biriyle kolayca paylaşabilirsin.