“En iyi versiyonun ol.”
Bana bazen çok yorucu geliyor.
Sanki şu anki hâlin yeterli değilmiş gibi.
Daha başarılı ol.
Daha bilinçli.
Daha fit.
Daha huzurlu.
Daha spiritüel.
İnsan kendisini sürekli geliştirilmesi gereken bir proje gibi görmeye başlıyor.
Ben gelişime karşı değilim.
Öğren.
Değiş.
Büyü.
Ama kendinden nefret ederek kendini geliştirmeye çalışma.
Çünkü o zaman bütün yolculuğun altında aynı cümle duruyor:
“Şimdiki ben yeterli değil.”
Belki mesele en iyi hâline ulaşmak değildir.
Her hâlini görebilecek kadar kendine yaklaşmaktır.
Bir gün güçlüsün.
Bir gün değilsin.
Bir gün sevgi dolusun.
Bir gün öfkeli.
Hayat seni tek bir “ideal versiyon” olarak tutmayacak zaten.
Belki insan olmanın güzelliği de biraz burada.
Tamamlanmak zorunda değilsin.
Yaşamaya devam ediyorsun.
— Şeref Tolga Kuralay · Profili gör →
Kendini geliştirmek ile kendinden kaçmak arasındaki fark nedir?
Ben gelişmeye karşı değilim. İnsan öğrenir, becerilerini artırır, bedenine bakar, yeni şeyler dener. Ama bütün gelişim arzusunun altında “şimdiki hâlim kabul edilemez” cümlesi varsa, benim için başka bir soru başlıyor.
Kendini geliştirme bazen meraktan, bazen de kendinden hoşnutsuzluktan doğabilir. Dışarıdan aynı görünen iki hareketin içerideki kaynağı farklı olabilir. Ben bu yüzden yalnız hedefe değil, onu isteyen kişiye de bakarım.
“En iyi versiyon” fikri neden yorucu olabilir?
Çünkü sonu olmayabilir. Bir hedefe ulaşırsın, daha iyisi çıkar. Daha başarılı olursun, daha başarılı biri görünür. Daha sakin olursun, bu kez “neden her zaman sakin değilim?” diye kendine kızabilirsin.
Ben insanı bitirilmesi gereken bir proje gibi görmüyorum. Değişebilirsin ama tamamlanmak zorunda değilsin.
Jung’un bireyleşme dediği yol da bana “kusursuz bir persona üretmekten” çok, dışarıda bıraktığın parçalarını tanıyarak daha bütün biri olmayı hatırlatıyor. Yalnızca ışığını parlatırsan gelişmiş görünürsün; karanlığını da tanırsan kendine yaklaşırsın. Benim için ikisi aynı şey değildir.
Kendini kabul etmek gelişmekten vazgeçmek midir?
Benim anlayışıma göre hayır. Kendine gerçekten bakabilmek bazen savunmayı azaltmaktan geçebilir. Bir tarafını görmek onu sonsuza kadar aynı bırakacağın anlamına gelmez.
“Bende öfke var” diyebilmek, öfkenin her istediğini yapmana izin vermek değildir. Sadece onu yokmuş gibi davranmıyorsun. Değişim bazen insan kendisiyle savaşmayı azalttığında daha açık bir yerden başlayabilir.
Gölge benlik: Kendinden sakladığın yüz
Pleiades’in deneyim yaklaşımını keşfet
Jung kaynağı: Individuation

