Avuçlarında bir karıncalanma hissediyorsun. Daha önce de olmuş olabilir ama bu kez dikkatini veriyorsun. Birisi “enerji” diyor. Başka biri “bedensel bir duyum” diye anlatıyor. Sen ise ilk defa ne olduğunu merak ediyorsun.
Duyum aynı. Fakat duyduğun açıklamalar, ona bakışını değiştiriyor.
Pleiades’te bu noktayı önemsiyoruz. Çünkü kendi deneyimini tanımakla, sana anlatılan bir açıklamayı benimsemek her zaman aynı şey değildir. Bir duyumu daha ortaya çıkar çıkmaz isimlendirdiğinde, onu keşfetmeyi tamamladığını düşünebilirsin.
Oysa bir isim, bazen araştırmanın yalnızca başlangıcıdır.
Önce bedeninde ne olduğunu fark et
“Enerji hissettim” dediğinde seni dinliyoruz. Ardından biraz daha yakından bakıyoruz: Nasıl bir histi? Bedeninin neresindeydi? Hareket ediyor muydu? Yoğunlaşıyor, azalıyor veya başka bir duyuma dönüşüyor muydu?
Bu soruları deneyimini sorguya çekmek için sormuyoruz. Kendi yaşadığını, hazır bir açıklamanın içine sıkıştırmadan anlatabilmen için soruyoruz.
“Ellerimde sıcaklık hissettim.”
“Sırtımda dalga gibi yayılan bir duyum vardı.”
“Bedenim hareket etmek istedi.”
Bu ifadeler, yaşadığın şeyin ayrıntılarını görünür kılar. Sonrasında o deneyime hangi anlamı verdiğine de bakabiliriz.
Hissettiğin şey ile onun ne olduğuna dair düşüncen, birlikte incelenebilecek iki ayrı katmandır.
Zihin, tanımadığı şeye hemen bir isim arar
Alışık olmadığın bir duyum ortaya çıktığında onu anlamlandırmak isteyebilirsin. Daha önce okuduğun bir yazı, izlediğin bir video veya bir başkasının deneyimi aklına gelebilir.
“Acaba çakram mı açılıyor?”
“Bu, enerji hareketi mi?”
“Bir şey çözülüyor olabilir mi?”
Bu soruların gelmesi doğaldır. Ancak bir ihtimalin aklına gelmesi, onun açıklama olarak kesinleştiği anlamına gelmez.
Pleiades’te zihinsel kalıpların etkisini burada da gözlemliyoruz. Bazen yaşadığını anlamaya çalışırken, fark etmeden ne yaşaman gerektiğine karar verebilirsin. Sonra dikkatini yalnızca o beklentiye uyan şeylere verirsin.
Kendi deneyimine biraz zaman tanımak, bu aceleyi fark etmekle başlayabilir. Henüz adını koymadığın bir duyumla da kalabilirsin. Merak etmek için kesin bir açıklamaya sahip olman gerekmez.
Pleiades’te enerji dilini nasıl kullanıyoruz?
Pleiades’in spiritüel yaklaşımında evrensel enerjiyi varlığımızdan ayrı görmüyoruz. Kişinin kendi potansiyeliyle ilişkisini anlatırken “enerji” ve “enerji alanı” ifadelerini kullanıyoruz.
Bu dil, çalışmalarımıza bir anlam çerçevesi sunuyor. Yine de her sıcaklığı, titreşimi veya hareketi tek başına bu çerçevenin kanıtı saymıyoruz. Bedensel duyumlardan yola çıkarak kesin bir enerji mekanizması belirlediğimizi söylemiyoruz.
Bizim için yaklaşımımıza yer vermek kadar, kişinin kendi anlatımına yer bırakmak da önemlidir.
Sen bir duyumu “enerji” olarak tarif edebilirsin. Başka biri aynı kelimeyi kullanmadan yaşadıklarını anlatabilir. Önce birbirimizin neyi kastettiğini anlamaya çalışırız.
“Enerji” dediğinde sen ne hissediyorsun? Canlılık mı, sıcaklık mı, hareket mi, başka türlü tarif edemediğin bir deneyim mi?
Kelimenin arkasındaki yaşantıyı merak ediyoruz.
Aktivasyon, ilk temasa alan açar
Pleiades uygulamalarına, Şeref Tolga Kuralay rehberliğinde gerçekleşen ilk aktivasyonla başlıyoruz. Bu temassız çalışmayı, sistemimizin anlatımıyla, varlığında mevcut olan potansiyelle ilk temas olarak ele alıyoruz.
Aktivasyonda önceden öğrenilmiş bir hareketi yapman beklenmiyor. Başka bir katılımcının deneyimini tekrar etmen de gerekmiyor.
Bedeninde sıcaklık, karıncalanma, titreşim veya kendiliğinden hareketler fark edebilirsin. Daha sakin bir çalışma yaşayabilir, belirgin bir değişiklik hissetmeyebilirsin.
Burada sana ne yaşadığını söylemekten önce, seni dinliyoruz.
Bir hareketi hemen “blokaj çözülmesi”, bir duyumu “çakra açılması” olarak adlandırmak, deneyimine senin henüz vermediğin bir anlam yükleyebilir. Bu yüzden gözlemle yorumu birbirinden ayırmaya özen gösteriyoruz.
Önce senin ne fark ettiğin var. Açıklamalar bunun önüne geçmemeli.
Yoğun bir deneyim, kesin bir açıklama gerektirmez
Bazı çalışmalar güçlü bir iz bırakabilir. Yaşadıklarını anlatmak isteyebilir, benzer deneyimler arayabilir veya ne anlama geldiğini hemen öğrenmek isteyebilirsin.
Böyle anlarda biraz yavaşlamak için yer açıyoruz.
Bir deneyimin senin için etkileyici olması değerlidir. Fakat etkileyici olması, ona getirilen her yorumun doğru olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde, deneyimini henüz açıklayamaman da yaşadıklarını değersizleştirmez.
“Bunu hissettim ama nedenini bilmiyorum” diyebilirsin.
“Benim için anlamlıydı, yine de ne olduğunu araştırıyorum” diyebilirsin.
Bu açıklık, deneyiminle dürüst bir ilişki kurmana alan bırakır. Kendini bir sonuca ikna etmek veya başkalarına olağanüstü bir şey anlatmak zorunda kalmazsın.
Düzenli uygulamada kendi dilin oluşur
Aktivasyonun ardından nefes, ses, meditasyon kodları ve serbest beden çalışmalarıyla devam ederiz. Zaman içinde deneyimlerini anlatırken daha ayrıntılı bir dil geliştirebilirsin.
Başlangıçta yalnızca “Bir şey hissettim” dersin. Daha sonra o duyumun nerede başladığını, nasıl değiştiğini ve hangi anlarda dikkatini çektiğini ayırt edebilirsin.
İstersen çalışma sonrasında birkaç kısa not tutabilirsin: Bedenimde ne fark ettim? Hangi düşünceler geldi? Deneyime hangi anlamı verdim?
Böylece yalnızca duyumlarını değil, yorumlarının nasıl oluştuğunu da gözlemleyebilirsin. Bir gün “ilerleme” dediğin şeye başka bir gün daha farklı bakabilirsin. Bu, önceki deneyimini inkâr etmek değildir; onu daha yakından tanımaktır.
Kendi deneyimine söz hakkı ver
Pleiades’te kullandığımız kavramların, kendi gözleminin yerini almasını istemiyoruz. Rehberlik boyunca sorabilir, farklı düşünebilir ve “Bende böyle olmadı” diyebilirsin.
Bedeninde olanı bir anlatıya uydurmak zorunda değilsin. Bir duyumu büyütmeden, küçümsemeden ve hemen bir sonuca bağlamadan anlatabilirsin.
Bir sonraki çalışmada tanıdık ya da yeni bir his ortaya çıktığında, ona isim vermeden önce biraz dikkat et.
Şu anda gerçekten ne hissediyorum? Bunun hakkında ne düşünüyorum?
Bu iki sorunun arasındaki fark, kendi deneyiminde daha önce kaçırdığın ayrıntıları görmene alan açabilir.

